
Aslında amacım sadece buzdolabı temizlerken kalan bir iki kabağı ve bir önceki gün yaptığım poğaçadan artan iç harcı değerlendirmekti. Tek bir kabak, patates ve poğaçanın artık iç harcı ile başladı macera ve ortaya lezzetli, sağlıklı ve hafif bir tuzlu kek çıktı.
Farklı bir planım yoksa ve günümü evde geçireceksem nerdeyse her pazar, buzdolabını bir kolaçan etmek, haftalık alışveriş listesi oluşturup, elimdekileri değerlendirebileceğim tarifler düşünmek bir alışkanlık haline geldi.
Pazar yapamadığımda haftanın bir günü bunu mutlaka yapmak bana iyi geliyor. Hem atıksız bir hayatı alışkanlık haline getirme çabamı destekliyor hem de ortaya böyle farklı tarifler çıkabiliyor.
Bostanda kendi sebzemi yetiştirmeye başlamak, doğa ve toprağa yaklaşmak, tükettiklerime ve tüketim şeklime bakış açımın yıllar içinde değişmesine neden oldu. Toprağa ve oradan tüm üretim sürecindeki zorlukları tamamlayarak büyümeyi başarıp soframıza kadar gelen her türlü gıdaya inanılmaz saygı duymaya başladım çünkü gerçek bir yaşam ve hayatta kalma mücadelesi. Evet toprak çok cömerti evet bir verip bin alıyorsun ama ilkim değişikliği ve buna bağlı değişen koşullar, hastalıklar... bir bitkinin güzelim çiçeklerini verip sonra da o çiçeklerin yediğimiz patlıcan, domates olması için gereken şartları ağırlaştırıyor.
Dolayısıyla bir patlıcan gerçekten de kolay olmuyor! ve yine dolayısıyla tüm o süreci başarı ile tamamlayıp buzdolabıma kadar gelmeyi başarmış bir sebzenin çöpe atılmasına gönlüm hiç mi hiç razı olmadığı gibi bunu düşünmek bile beni artık deli ediyor.
İşte tüm bu düşüncelerle elimden geldiğince sık bir dolap turu yapıp, elimdekileri değerlendirebileceğim farklı lezzetler yaratmaya çalışıyorum. Aslında çok da eğlenceli ve keyifli bir şeye dönüşüyor böyle güzel tariflere vesile olunca.
Hadi bakalım, kolları sıvayalım ve buzdolabını gözden geçirip bu hafta neler yapabileceğimize bakalım birlikte.
Sevgiyle...